« Önceki |

10/12/2009

Serap'a

 

 

Serap’a

 

 

Madem ki bu yaşta ölecektim,

Neden doğdum sevinçler saçarak

Niye sarıldım anneme,

Babamın omzuna çıktım

Güldüm, ağladım, oynadım

 

Niye gittim okula,

Alfabeyi, okuma yazmayı

Çarpım tablosunu niye öğrendim

Bitmez tükenmez sınavlarıma

Niye çalıştım sabahlara dek

 

Niye baktım, gülümsedim,

Elini tuttum o çocuğun

Kalbim çarpıyordu hızlıca

Niye bekledim geleceği, umutla,

Güzel rüyalar gördüm uykularda

 

Madem ki bu yaşta ölecektim

 

 

Gözlerindeki nefret ve kin

Saçılıyordu maskelerin arasından,

Benimle aynı yaştaydılar, belki aynı okuldan,

 

Madem ki bu yaşta katil oldunuz…


6/11/2009

ATEŞ

Ateş


 

Uzak bahçede serin bir yaz akşamı

Alevler kıpırdıyor yüzlerimizde

Aynı ateşe bakan ilgisiz düşünceleri

Bölüyor ara sıra sesli düşünen biri

 

Kıvılcımlı duman, korlu çıtırtı

Gölge oyunları, ateş böcekleri, yarasalar

Baykuş ağzında farenin kalp tıpırtısı

Bir kurt uluyor karşıki tepelerde

 

Sırtüstü uzanıyorum nemli otlara

Yıldızlar öyle çok, öyle parlak ki

Ötede yarım bir ay dalların arasında

Samanyolu, tanrının ışıklı sisi

 

Bir yıldız, koşuyorum yıldızlar arasında

Bulmak için evrenin büyük gizini

Nereye gitsem yıldızlar, yeni yıldızlar

Hepsi suskun, yanıyor, ben yanıyorum

 

Galaksiler boşluğa serpilmiş

Sonsuz gecenin büyük şehirleri

Sisler içinde ölgün köy ışıkları

Bulutsuların örttüğü tenha pırıltılar

 

Kaç milyar ışık yılı sonra kimbilir

Yıldızsız, duvar gibi koyu karanlık

Her şey bitecek diye fısıldadı

Zaten hiç olmadı ki…

 

8/9/2009

ugan'a katkı


Ne

Ne geçmişin gönderdiği anılar
Ne gelecek avuntusu
Her şeyden kopuk şimdide
Düşle karışık yücelmede

Ne kalbi aldatan güzellik
Ne kalbin aldattığı düşünce
Saf zihin, bu dünyadan azade
Dolanır evrenin ötelerinde

20/7/2009

soramazsın

Soramazsın



Kurumuş bir göl
Tuzu savuran rüzgar
Kıyıda kırık sandal

Suyun hesabını gölden soramazsın


Rengini yitirmiş şehir
Güneş kaçmış uzaklara
Koyu karanlık her yer

Karanın hesabını aktan soramazsın


Aşk sonsuz değil ki,
Ellerimize düştüğünde.
Bitirmeye başlar kendini

Bitişin hesabını aşktan soramazsın


Yanmış kavrulmuş orman
Tepeler siyah çıplak
Küller uçuşur havada

Ateşin hesabını külden soramazsın


Gelecek için geçmiş
Har vurup harman savrulan
Nedir geriye kalan

Yaşamın hesabını ölümden soramazsın






turabi tomur

4/7/2009

Gülüyordun

Gülüyordun

 

 

Ben susuyordum, senin de

Susmayı öğrenmeni istiyordum

Sararmış bir yaprak düşmüştü çayın yanına

Gecikmiş, sonbahardan kalma

Üstünde yaşamışlığın koyu çizgileri

Kanamış yerlerinden gülümsüyordu

Sen konuşuyordun

 

Çok eski siyah beyaz bir fotoğraf duvarda

İnsanlar yürüyor, bomboş caddeler

Tek tük burunlu otobüsler

Bir köpek karşıdan karşıya geçiyor

 

Şu köpeği düşündüm

Bu fotoğrafta çıkmasaydı

Yaşamış olacak mıydı

 

Yürüyen insanlarsa bir mezarlıkta

Sıra sıra yatıyordur şimdi

Şairdi belki, elinde çanta olan

Mezar taşına da bir şiirini koymuşlardı

Fatihalar arasında kaybolmuş

Yaşarken kendisi gibi

 

Kır kahvesinde bahar,

Masalarda aşklar, ayrılıklar, beklentiler, kurgular

Hayal kırıklıkları, umutlar, umutsuzluklar

Sevinçler, hüzünler, vesaire, vesaire

 

Susmuştun, gözlerin ışıklıydı, gülüyordun

 

Ne güzel gülüyordun…


Turabi Tomur